Biyolojik Beyazlatma Nedir ve Bildiğimiz Klasik Sistemlerden Ne Farkı Vardır?

En son güncellendiği tarih: 3 Ara 2018


Diş Beyazlatmada Klasik Sistemler


Hidrojen Peroksit kullanarak diş beyazlatma yaklaşık 100 yıllık bir geçmişe sahiptir. Beyazlatma düzeyi, kalıcılık, geri dönüş süresi, ışık/ısı kaynağı ile kullanım gibi ürünlerin karşılaştırmalı testleri de yapılmış ve hemen hepsinde hidrojen peroksitin kayda değer bir fark yaratmadan beyazlatma yaptığı tekrar tekrar ispatlamıştır. Yapılan çalışmalarda ev, ofis, kombine (ev + ofis) vb. profesyonel ve iyi şartlarda üretilmiş ürünler için ortak bulgu; Hidrojen Peroksit (H2O2) beyazlatır!


Beyazlatma yöntemi ve etkinliği dışında muhtemel yan etkilerin tespiti için In-vitro ve klinik çalışmalar yapılmış, farklı senaryolar test edilmiştir. Daha çok ofis tipi ve yüksek düzeyde H2O2 kullanılan (ev tipi dahil) beyazlatma sistemlerinde;


1. Diş hassasiyeti, diş etlerinde yanma ve doku kaybı,

2. Dişlerde aşınma, mineral kaybı (demineralizasyon), hidroksiapatit kristal yapısında bozulma ve mine sertlik düzeyinin azalması,

3. Dişin su kaybetmesi (Dehidratasyon) ve hızlı renk dönüşümü (Rebound Effect)

4. Pulpaya erişim, toksikolojik etki, yumuşak dokuyla etkileşim ve yan etkileri,

5. Restorasyonlar ve bonding materyalleriyle etkileşimi,

en fazla çalışma yapılan konulardır.


1. Gruptaki yan etkiler kolay ve hızlı tespit edilebilmekte ve genellikle ya hemen ya da

beyazlatma sonrası birkaç gün içinde hasta şikayeti olarak karşımıza çıkmaktadır. Ürünlerin kendi yaptırdıkları klinik çalışmalarında bile ortalama %50’ye varan hassasiyet düzeyleriyle karşılaşılmaktadır.


3. Gruptaki etkiler gecikmeli ancak ilk 15 gün içerisinde gözle görülür bir şekilde ortaya çıkmaktadır.


Diğer gruptakiler ise ancak detaylı analizler, elektron mikroskopu ve laboratuvar ortamında yapılan çalışmalarla tespit edilebilmektedir.


Bu çalışmaların birçoğunda yan etki oluşma riski ile yüksek düzeyde hidrojen peroksit kullanımı arasında doğru bir orantı olduğu belirtilmiştir.


Diş beyazlatma ürünlerinde yapılan iyileştirme çalışmaları 1 ve 3. Grup sorunlar üzerinde yoğunlaşmaktadır.


Hassasiyet hastanın ve hekimin en sık karşılaştığı bir sorun olmaya devam etmektedir. Bundan dolayı klasik sistemlerin hepsinin farklı bir hassasiyet giderici yan ürünleri de mevcuttur. Klasik diş beyazlatma sistemleri flör, potasyum nitrat ve ACP gibi yöntemleri önermektedir, ancak bu maddelerin hassasiyet ve mineral kaybına karşı etkinlikleri istenilen düzeyden çok uzaktadır.


Yüksek H2O2 düzeyinin azaltılması için yapılan çalışmalarda, klasik ürünlerin etkinliği ve raf ömürlerinde yaşanan sorunlar nedeniyle henüz istenilen düzeyde bir iyileşme sağlanamamıştır. Klasik diş beyazlatma ürünleri halen yüksek düzeyde H2O2 içermekte ve çalışmalarda buna bağlı olarak dehidratasyon, mineral kaybı ve bahsi geçen diğer potansiyel yan etkiler tespit edilebilmektedir.


Biyolojik Diş Beyazlatma Nedir ve Klasik Sistemlerden Farkı Nedir?

Düşük düzeyde Alkaline Hidrojen Peroksit (a-HP) yanında dişin kristal yapısıyla birebir uyumlu, dişe doğal rengini veren nano-hidroksiapatit (n-HAp) kristalleri içeren ve çift yönlü beyazlatma yapan sistemlere biyolojik beyazlatma denmektedir. Bu tür sistemler ile etkin bir diş beyazlama uygulaması yanında, dişe mineral takviyesi de (remineralizasyon) yapılabilmektedir.


Biyolojik beyazlatma ürünleri klasik sistemlerden farklı olarak asidik (pH 3.5) jeller yerine, pH düzeyi 7 den yüksek yani Alkaline Hidrojen Peroksit ile beyazlatma yapma imkanı sağlar. Yapılan çalışmalarda alkali ph düzeylerinde dişlerde demineralizasyon en az düzeyde bulunmuş ve remineralizasyona da daha uygun bir ortam sağladığı tesbit edilmiştir.

Biyolojik beyazlatma yöntemi ile;

1. %50 yerine %5’ten daha az veya sıfır hassasiyet,

2. Dişlerde aşınma, mineral kaybı (demineralizasyon) yerine, onarım ve mineral takviyesi (Remineralizasyon),

3. Yüksek düzeyde hidrojen peroksit ve oksidasyona bağlı olan dişlerde aşırı su kaybı yerine düşük düzeyde alkaline hidrojen peroksit ile minimum su kaybı ve buna bağlı en düşük düzeyde rebound etkisi ve doğal beyazlık,

4. Düşük düzeyde hidrojen peroksit ile olası diğer yan etkilerin en aza indirilmesi ve

5. Diğer sistemlerde mümkün olmayan, hassas dişlere de beyazlatma yapma imkanı

diş hekimlerine ve hastalara sunulabilmektedir.


Biyolojik beyazlatmada kısa süreli 1 saatlik ofis tipi uygulama yanında aynı etken maddelere sahip olan ev ve kombine (ofis + ev) ürünler de mevcuttur.


Biyolojik Beyazlatma sistemi olan BioWhiten ProOffice ve ProHome, nano-hidroksiapatit ve düşük düzeyde alkaline hidrojen peroksit içeren ilk ve tek yerli ürünümüzdür. Gelişmiş formülü ve biyo-uyumlu materyal içeriği ile kategorisindeki en yüksek performans değerlerine sahiptir.





Bunlarda ilginizi çekebilir:

- Diş Beyazlatma jelleriyle neden sorun yaşıyoruz?

- Diş Beyazlatma jelleri neden hassasiyet oluşturur? Oluşması normal midir?

- Hidrojen peroksit dentin tabakasına nasıl nüfuz eder?



#BioWhiten #Biyolojikdişbeyazlatma #Dişbeyazlatma #Hassasiyet

291 görüntüleme
  • Black Facebook Icon
  • Twitter - Black Circle
  • YouTube - Black Circle
  • Black Instagram Icon